Hayata dair incelikten, zarafetten ya da saf bir duygudan söz edildiğinde, çoğu zaman aklımıza çocuklar ve çocukluk gelir. Çünkü çocukluk; birçok yetişkinin içten içe özlemle andığı, yeniden yaşamak istediği eşsiz bir gelişim evresidir. Bu dönemi özel kılan şey ise, insanın hayatın karmaşıklığıyla karşılaşmadan önce dünyada kapladığı o tertemiz, duru ve korunmaya değer alandır (Karadoğan, 2019).Çocukların bu saf ve doğal hallerini anlamak ve desteklemek, biz yetişkinler için hem bir sorumluluk hem de kıymetli bir yolculuktur.
Çocukluk, yetişkinliğe giden yolda ilk ulaşılan durak, çıkılan ilk limandır (Onur, 2005). Bugün bir çocuğun dünyasına dokunduğumuzda, yarının yetişkinini ve toplumun geleceğini doğrudan şekillendiririz. Bu nedenle çocuğa kıymet vermek yalnızca bugünü değil, aynı zamanda geleceği korumak anlamına gelir.
“Çocuk kıymeti”, çocuğun yalnızca haklara sahip bir birey olduğunu kabul etmekle kalmayıp, onun duygularını, düşüncelerini ve potansiyelini gerçekten değerli görmek demektir. Çocuğu dinlemek, onun görüşlerini ciddiye almak, yaşına uygun sorumluluklar vermek ve kendini ifade etmesine alan açmak; çocuk kıymetinin en somut göstergeleridir.
Her çocuk; büyüme, gelişme, sevgi görme, saygı duyulma ve eğitim alma haklarına doğuştan sahiptir. UNICEF’e göre her çocuk; kimliği, aile yapısı, dili, inancı ya da koşulları ne olursa olsun eşit haklara sahiptir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocukların güvenli, sağlıklı ve sevgi dolu bir ortamda büyümelerini korumak için hazırlanmıştır. (Şen,2021)
Bu sözleşmenin temel ilkeleri kısaca şöyledir:
1. Her birey 18 yaşına kadar çocuktur.
2. Ayrımcılık yoktur. Her çocuk eşit haklara sahiptir.
3. Çocuğun üstün yararı her şeyden önce gelir.
4. Devlet, çocuk haklarını korumakla yükümlüdür.
5. Aile, çocuğa gelişimine uygun rehberlik eder.
6. Yaşama ve gelişme hakkı vardır.
7. Her çocuk isim, kimlik ve vatandaşlık hakkına sahiptir.
8. Çocuk aile birliğinden gereksiz yere ayrılmamalıdır.
9. Çocuk, kendini ilgilendiren her konuda görüşünü söyleme hakkına sahiptir.
10. Düşünce ve ifade özgürlüğü vardır.
11. Çocuğun özel hayatı korunur.
12. Güvenilir bilgiye erişim hakkı vardır.
13. Ebeveynler çocuğun bakımında eşit sorumludur.
14. Çocuklar her türlü şiddetten korunmalıdır.
15. Ailesiz kalan çocuklar özel koruma altına alınır.
16. Evlat edinme çocuğun yararına göre yapılır.
17. Engelli çocuklar için özel destek sağlanır.
18. Her çocuğun sağlık hizmetlerine erişim hakkı vardır.
19. Koruma altındaki çocukların durumu düzenli incelenir.
20. Çocukların sosyal güvenlik hakkı vardır.
21. Çocuklar yeterli yaşam koşullarına sahip olmalıdır.
22. Her çocuğun eğitim hakkı vardır ve zorunludur.
23. Eğitim çocuğun kişisel gelişimini desteklemelidir.
24. Her çocuğun oyun ve dinlenme hakkı vardır.
25. Çocuk işçiliği yasaktır.
26. Çocuklar zararlı maddelere karşı korunur.
27. Çocuklar cinsel istismardan korunur.
28. Çocuk ticareti ve kaçakçılığı yasaktır.
29. Çocuk her türlü sömürüye karşı korunur.
30. Hiçbir çocuğun özgürlüğü kısıtlanamaz.
Bir çocuğun geleceğini şekillendiren ilk ve en güçlü yapı taşı ailedir. Ailelerin çocuklarına yaklaşımı, yalnızca onların korunma ve şefkat ihtiyacını karşılamakla kalmaz; aynı zamanda özgüvenlerini, benlik algılarını ve geleceğe nasıl hazırlandıklarını da belirler.
Demokratik, insan haklarına saygılı ve kıymeti bilinen aile ortamlarında yetişen çocuklar kendilerini özgürce ifade eder, meraklarını geliştirir, araştırır, keşfeder ve yaratıcı potansiyellerini güvenle ortaya koyar. Bu nedenle çocuk haklarının korunması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi, öncelikle aile içinde başlayan ve çocukların sağlıklı bir geleceğe hazırlanmasını sağlayan en önemli sorumluluktur.
Aile içinde sevgi, anlayış ve güven üzerine kurulu bir iletişim olmazsa olmazdır. Sağlıklı bir aile iletişimi, çocuğun özgür ve güvenli bir ortamda yetişmesini destekler.
Dinlemek, Anlamak, Duyguları Kabul Etmek ve Cesaretlendirmek
Çocuğun söylediklerini gerçekten dinlemek ve anlamaya çalışmak, kendini değerli
hissetmesini sağlar. Çocuklar, sadece dinlenmeye değil, aynı zamanda düşüncelerini ifade etmeye de ihtiyaç duyar. Konuşarak, yazarak, çizerek veya şarkı söyleyerek kendilerini ifade edebilme özgürlüğü, onların duygusal ve zihinsel gelişiminin temel taşlarından biridir. Biz yetişkinler olarak, çocukların kendilerini anlatabilecekleri alanlar açmak ve duygularını güvenle paylaşabilecekleri bir ortam oluşturmakla yükümlüyüz.
Her çocuk dünyaya doğal bir merakla gelir. Sorduğu her soru bilimin, sanatın ve düşünmenin küçük bir kıvılcımıdır. Çocukların bakma, inceleme, dokunma ve sorma ihtiyaçları çoğu zaman yetişkinlerin hızından farklıdır; daha yavaş ama çok daha derin bir ritme sahiptirler. Bu nedenle çocuklara acele etmelerini söylemek yerine onların keşfetme hakkına saygı göstermek önemlidir. Onlara rehberlik etmek; yollarını çizmek değil, yolu keşfetmelerine eşlik etmektir ( Cüceloğlu,2021).
Çocukların en temel ihtiyaçlarından biri koşulsuz kabul edilme duygusudur. “Yanlış
yaptığımda hâlâ değerli miyim?”, “Üzüldüğümde beni anlamaya çalışacaklar mı?”, “Benim duygum önemli mi?” gibi görünmez sorularla büyürler. Bir çocuk olduğu gibi kabul edildiğinde, iç dünyasında huzuru, umudu ve güveni daha kolay geliştirir ( Cüceloğlu,2021).
Her çocuk tektir ve eşsizdir. Aile içinde değer verildiğini hisseden bir çocuk kendini kıymetli görür, paylaşmayı, saygıyı ve kibarlığı doğal biçimde öğrenir, dayanıklı bir birey olarak büyür. Çocuk için en güçlü besinlerden biri, ailesinin gözlerinde gördüğü değerdir ( Cüceloğlu,2021).
Ailenin çocuğa duyduğu güven, özgüven gelişiminin temel taşıdır. Kendisine güvenildiğini hisseden çocuk, hatalarından öğrenir, kendi kararlarını vermeye başlar, sorumluluk duygusunu geliştirir ve hayata cesaretle adım atar. Bu güven, çocuğun “Ben yapabilirim” duygusunu büyütür ( Cüceloğlu,2021).
Sevildiğini hisseden bir çocuk, öğrenme kapasitesini artırır, kendini güvende hisseder ve zorluklar karşısında daha dayanıklı olur. Bir çocuğa sunulan sevgi, sabır ve ilgi; onun yaşamına yapılabilecek en değerli yatırımdır ( Cüceloğlu,2021).
Aile içinde kurulan sağlıklı iletişim, bir çocuğun yalnız bugünü değil, geleceği için de en büyük güç kaynağıdır. Çocukların duyulduğu, anlaşıldığı, kabul gördüğü ve sevildiği her aile ortamı, onların dünyayı güvenle büyütebilecekleri bir yuva haline gelir ( Cüceloğlu,2021).
Unutulmamalıdır ki, çocuğun sağlıklı ve mutlu bir şekilde büyümesinde en büyük sorumluluk anne babalara ve yakın çevresine düşer. Çocuğun yüksek yararını gözeterek ona sevgiyle, sabırla ve anlayışla yaklaşmak, onun hem psikolojik hem de sosyal gelişimini desteklemenin en önemli yoludur.
1- Cüceloğlu, D. (2021). Geliştiren anne-baba (40. baskı). İstanbul: Kronik Kitap.
2- Editörden. (2003). “Çocuk hakları.” Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi,
24.
3- Karadoğan, U. C. (2019). “Çocuk ve Çocukluk Kavramının Tarihsel Süreçte
Değerlendirilmesi.” Çocuk ve Medeniyet, 4(7), 195–226.
4- Onur, B. (2005). Türkiye’de Çocukluğun Tarihi (2. bs.). Ankara: İmge Yayıncılık.
5- Şen, A. (2021). “İnsan Hakları, Çocuk Hakları ve İnsan Hakları Eğitimi.” Anadolu
Journal of Educational Sciences International, 11(1), 462–482.
https://doi.org/10.18039/ajesi.742558
6- UNICEF. (t.y.). “Çocuk Hakları.” Erişim: www.unicef.org