Kaygı nedir?
Kaygı, tehlike veya tehdit olarak algılanan durumlarda; duygusal, davranışsal ve fiziksel tepkilerle ortaya çıkan otomatik, sağlıklı ve doğal bir yanıt mekanizmasıdır. Tehdit durumlarında organizmamız savaşma-kaçma-donma olmak üzere üç tür tepki verir. Bu sebeple kaygı oluşur.
Kaygı Ne Zaman Sorun Olur?
Hayatımızı sürdürebilmemiz ve bize sıkıntı yaratan durumlarla baş edebilmemiz için kaygı gerekli bir tepkidir. Ancak, kaygının fazlası zararlıdır. Çünkü şiddeti ya da yoğunluğu kontrol edilemeyen kaygı, kişiyi daha uzun süre meşgul eder. Günlük yaşantıyı olumsuz etkileyerek, işlevselliğin bozulmasına neden olur. Kaygılı olmak; sağlıklı düşünme, neden- sonuç ilişkisini kurabilme, seçim yapabilme becerilerini sekteye uğratır. Kişinin, duygunun girdabında kaybolmasına neden olur. Duyguyu yönetebilmek; seçim yapabilmeye, uygun kararlar vermeye ve kişinin ne yaptığını fark etmesine yardımcı olur.
Kaygı, her bireyde farklı yoğunlukta yaşanabilir ve bu nedenle literatürde iki temel türüyle ele alınmaktadır: durumluk kaygı ve sürekli kaygı (Spielberger, 1966). Durumluk kaygı, bireyin içinde bulunduğu anda yaşadığı stresli ya da tehdit edici durumlara verdiği geçici bir tepki olup, stres azaldığında genellikle azalır (Öner, 1990). Sürekli kaygı ise bireyin olayları genel olarak tehdit edici biçimde algılama eğilimiyle ilişkili olup daha kalıcı bir özellik gösterir (Hamarta, 2009).
Durumluk kaygı sırasında birey, içinde bulunduğu durumu tehdit edici olarak algıladığında duygusal ve fizyolojik olarak yoğun bir uyarılma yaşayabilir. Sürekli kaygı düzeyi yüksek bireylerde ise günlük yaşam olayları bile daha kolay tehdit olarak yorumlanabilir ve bu durum bireyin genel stres düzeyini artırabilir (Öner, 1990). Bu çerçevede kaygı, tamamen olumsuz bir duygu değil; uygun düzeyde olduğunda bireyin uyum sağlamasına yardımcı olan işlevsel bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir.
Yakın zamanda yaşanan zorlayıcı olaylar, çocuk ve ergenlerde kaygı başta olmak üzere birçok duygusal ve davranışsal tepkiye yol açabilir. Bu süreçte çocuklarda sıkça; olayın tekrar yaşanacağına dair korkular, güvende olma ihtiyacının artması, ebeveynden ayrılmak istememe, dikkat ve odaklanma güçlükleri, uyku ve iştah değişiklikleri, huzursuzluk ya da içe kapanma gibi belirtiler gözlemlenebilir. Bazı çocuklar yaşanan olayı istemeden tekrar tekrar düşünürken, bazıları ise hatırlatan kişi, yer veya durumlardan kaçınabilir; bu da sosyal ilişkilerde ve günlük işlevsellikte değişimlere yol açabilir. Ayrıca, baş ağrısı, mide ağrısı, çarpıntı gibi fiziksel belirtiler de kaygının bir yansıması olarak ortaya çıkabilir (Başpınar,2007). Özellikle medya içerikleri ve olayla ilişkili hatırlatıcılar bu tepkileri artırabilir. Tüm bu tepkiler çoğunlukla doğal ve geçici olmakla birlikte, uzun süre devam etmesi, çocuğun akademik, sosyal ya da duygusal işlevselliğini belirgin şekilde etkilemesi durumunda bir uzmandan destek alınması önemlidir. Bu süreçte ebeveynlerin çocuklarını dikkatle gözlemlemesi, duygularını ifade etmelerine alan açması ve onlara güven veren, sakin bir tutum sergilemesi çocukların kaygı ile daha sağlıklı baş etmelerine yardımcı olacaktır. Gerekli durumlarda rehberlik birimine bilgi verilmesi ve okul ile iş birliği içinde sürecin takip edilmesi önem taşımaktadır.
EBEVEYNLER ÇOCUKLARINA YARDIM ETMEK İÇİN NE YAPABİLİR?
Medya içerikleri, özellikle çocuk ve ergenlerde korku ve kaygı düzeyinin artmasına neden olabilmektedir. Trajik olaylara ilişkin haberlerin sık ve yoğun şekilde izlenmesi, çocukların olumsuz duygusal tepkiler verme olasılığını artırır. Kaos, yaralanma ve ölüm gibi içeriklerin yer aldığı görüntüler, çocuklar açısından özellikle zorlayıcı ve üzücü olabilir. Özellikle küçük yaştaki çocuklar, medyada tekrar tekrar gösterilen görüntülerin “yeniden yayın” olduğunu kavramakta güçlük çekebilir ve olayın hala devam ettiği ya da tekrar yaşandığı algısına kapılabilir. Bu nedenle medya içeriklerine maruz kalma süreci, çocukların gelişim düzeyleri dikkate alınarak dikkatle yönetilmelidir.
Çocuklarınızın Medya Kapsamına Maruz Kalmasını Sınırlayın
· Çocuğun yaşı küçüldükçe, medya içeriklerine maruz kalma süresi ve sıklığı da azaltılmalıdır.
· Çok küçük çocuklarda, zorlayıcı içeriklere yönelik tüm medya maruziyetinin mümkün olduğunca tamamen ortadan kaldırılması tercih edilebilir.
· Çocukların yaşına uygun, güvenli ve sevdiği çizgi film veya film gibi içeriklere yönlendirilmesi daha sağlıklı bir alternatiftir.
· Televizyon, radyo ve internetten uzak, aile içi etkileşimi artıran etkinliklere (oyun, sohbet, birlikte zaman geçirme gibi) öncelik verilmelidir.
· Medya yerine doğa yürüyüşü, oyun saatleri ve ortak etkinlikler gibi alternatif aktivitelerle çocukların dikkatinin desteklenmesi önerilir.
Çocuklarla/Gençlerle Birlikte İzleyin ve Tartışın
· Çocukların izlediği haber ve içeriklere ebeveynlerin de eşlik etmesi, ortak bir anlayış geliştirilmesine yardımcı olur.
· Haberler veya gördükleri içerikler üzerine çocuklarla konuşmak, onların düşünce ve duygularını ifade etmelerine fırsat sağlar.
· Çocuğun yanlış anlamaları veya kafa karışıklıkları varsa, bunlar sakin ve açıklayıcı bir şekilde giderilmelidir.
· Daha büyük çocuklar ve ergenlerle, internet ve sosyal medya üzerinden (mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya platformları vb.) edindikleri bilgiler hakkında açık iletişim kurulmalıdır.
· Çocuk ve gençlerin yaşadığı korku, endişe ve düşüncelerini anlayabilmek için yargılamadan soru sormaya ve onları dinlemeye özen gösterilmelidir.
İletişim Fırsatlarını Değerlendirin
· Ailece televizyon izlerken karşılaşılan son dakika haberleri, çocuklarla iletişim kurmak için doğal bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
· İnternette görülen görseller veya haber içerikleri, çocukların duygu ve düşüncelerini anlamak için sohbet başlatma aracı olarak kullanılabilir.
· Çocukların bu tür içeriklere verdikleri tepkiler dikkatle dinlenmeli ve duygularını ifade etmeleri için güvenli bir ortam sağlanmalıdır.
· Çocuklara, güvende olduklarına ve olası durumlara karşı gerekli önlemlerin alındığına dair açık ve sakin bir şekilde güven verilmelidir.
· Bu süreçte amaç, çocuğun kendini yalnız ve güvensiz hissetmesini önleyerek, duygularını paylaşabileceği bir iletişim ortamı oluşturmaktır.
Yetişkinlerin Konuşmalarına Dikkat Edin
· Çocukların yanında yetişkinlerin konuşmalarına dikkat edilmelidir. Söylenen her ifade çocuklar tarafından fark edilmeden dinlenebilir ve yanlış anlaşılabilir.
· Özellikle hassas içerikli haberler konuşulurken kullanılan dilin sakin, ölçülü ve güven verici olmasına özen gösterilmelidir.
· Çocukların yanında yapılan yetişkin sohbetlerinin içerik ve tonu, onların kaygı düzeyini doğrudan etkileyebilir.
· Çocuklara, toplumda yardım eden bireyler ve destek sağlayan kurumlara ilişkin olumlu örnekler gösterilmelidir.
· Yardım çalışmaları, dayanışma ve destek haberleri paylaşarak çocukların güven duygusu güçlendirilebilir.
· Birçok insanın ve kurumların zor durumlarda aktif şekilde yardım ettiğini anlatmak, çocukların dünyayı daha güvenli algılamasına katkı sağlar.
· Bu yaklaşım, çocuklara yetişkinlerin koruyucu ve destekleyici bir rol üstlendiğini hissettirir.
KAYNAKÇA
- Başpınar, P. (2007). Kaygının bilişsel ve fizyolojik bileşenlerine yönelik tedavilerin etkinliği (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Aydın, Türkiye.
- Hamarta, E. (2009). Ergenlerin sosyal kaygılarının kişilerarası problem çözme ve mükemmeliyetçilik açısından incelenmesi. İlköğretim Online, 8(3), 729–740.
- Karakartal, D. (2023). Sınav kaygısında ebeveyn tutumlarının rolü üzerine bir derleme. Uluslararası Anadolu Sosyal Bilimler Dergisi, 7(2), 421–431. https://doi.org/10.47525/ulasbid.1266249
- Öner, N. (1990). Sınav kaygısı envanteri el kitabı. İstanbul: Yükseköğretimde Rehberliği Yayma Vakfı Yayını.
- Spielberger, C. D. (1966). Anxiety and behavior. Academic Press.
- National Child Traumatic Stress Network. (2026). Parent guidelines for helping youth after the recent shooting (Turkish). https://www.nctsn.org
- National Child Traumatic Stress Network. (2026). Talking to children about the shooting (Turkish). https://www.nctsn.org
- National Child Traumatic Stress Network. (2026). Psychological impact of the recent shooting (Turkish). https://www.nctsn.org
- National Child Traumatic Stress Network. (2026). Tips for parents on media coverage of a shooting (Turkish). https://www.nctsn.org